Go over

Go over something
tr Bir şey üzerinde dikkatlice düşünmek
tr İnce eleyip sık dokumak

🇺🇸 Before making a decision, she went over all the options in her mind multiple times.
🇹🇷 Bir karar vermeden önce, aklındaki tüm seçenekleri defalarca gözden geçirdi.
🇺🇸 He went over the events of the day, trying to understand where things went wrong.
🇹🇷 İşlerin nerede yanlış gittiğini anlamaya çalışarak günün olaylarını gözden geçirdi.

Go over something
tr Bir şeyi dikkatlice araştırmak veya incelemek
tr İyice incelemek
tr Araştırmak

🇺🇸 The detective went over the crime scene looking for any missed clues.
🇹🇷 Dedektif, gözden kaçan ipuçlarını bulmak için olay yerini inceledi.
🇺🇸 Before the exhibition, the curator went over each painting to ensure they were perfect.
🇹🇷 Sergiden önce küratör her bir tabloyu inceleyerek mükemmel olduklarından emin oldu.

Go over something
tr Bir şeyi tekrarlamak, açıklamak veya doğruluğundan emin olmak
tr Konuyu tekrar etmek

🇺🇸 The teacher went over the instructions again to make sure all students understood the assignment.
🇹🇷 Öğretmen, tüm öğrencilerin ödevi anladığından emin olmak için talimatları tekrar gözden geçirdi.
🇺🇸 Before the presentation, I went over my notes to ensure I covered all key points.
🇹🇷 Sunumdan önce, tüm kilit noktaları ele aldığımdan emin olmak için notlarımı gözden geçirdim.

Go over something
tr Bir şeyi temizlemek

🇺🇸 She went over the kitchen with a fine-tooth comb, making sure everything was spotless.
🇹🇷 Mutfakta her yeri ince ince temizledi, her şeyin pırıl pırıl olduğundan emin oldu.
🇺🇸 On Saturday mornings, I usually go over the entire house with a vacuum cleaner.
🇹🇷 Cumartesi sabahları genellikle tüm evi elektrikli süpürgeyle temizlerim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu