Get around

Get around (something)
tr Farklı yerlere gitmek
tr Seyahat etmek
tr Dolaşmak

🇺🇸 While visiting the city, we used bikes to get around and see all the sights.
🇹🇷 Şehri ziyaret ederken, etrafta dolaşmak ve tüm turistik yerleri görmek için bisiklet kullandık.
🇺🇸 It’s quite easy to get around Tokyo with its efficient public transportation system.
🇹🇷 Etkili toplu taşıma sistemi ile Tokyo’da dolaşmak oldukça kolaydır.

Get around
tr Haberlerin veya bilgilerin birçok kişiye ulaşması
tr Yayılmak
tr Duyulmak

🇺🇸 News of the surprise party soon got around the office.
🇹🇷 Sürpriz partinin haberi hızla ofiste yayıldı.
🇺🇸 Once word got around about the sale, the store was crowded with customers.
🇹🇷 Satış haberi duyulduğunda mağaza müşterilerle dolup taştı.

Get around something
tr Zor veya sorun yaratan bir durumun üstesinden gelmek veya ondan kaçınmak
tr Çaresini bulmak
tr Savuşturmak
tr Aşmak
tr Üstesinden gelmek

🇺🇸 With some creative thinking, we should be able to get around these financial constraints.
🇹🇷 Biraz yaratıcı düşünceyle bu mali kısıtlamaları aşabiliriz.
🇺🇸 Dr. House was always very clever at getting around the rules without actually breaking them.
🇹🇷 Dr. House kuralları çiğnemeden etrafından dolaşma konusunda her zaman çok zekiydi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu