Fit in

Fit in (with)
tr Bir grup içinde kabul görme veya gruba uyum sağlama
tr Kaynaşmak

🇺🇸 He’s always had trouble fitting in at new schools.
🇹🇷 Yeni okullarda her zaman uyum sağlamakta zorlanmıştır.
🇺🇸 She quickly fitted in with her new colleagues.
🇹🇷 Yeni meslektaşlarına hızla uyum sağladı.

Fit in (with)
tr Diğer şeylerle benzerlik gösterme veya onlarla uyumlu olma
tr Uyumlu olmak

🇺🇸 The new sofa fits in perfectly with the living room decor.
🇹🇷 Yeni kanepe oturma odasının dekorasyonuyla mükemmel uyum sağlıyor.
🇺🇸 This new policy needs to fit in with the company’s overall objectives.
🇹🇷 Bu yeni politikanın şirketin genel hedefleriyle uyumlu olması gerekiyor.

Fit in ↔️ someone
tr Yoğun bir programa rağmen bir şey yapmak veya birisini görmek için zaman ayırma
tr Zaman ayırmak
tr Zaman bulmak

🇺🇸 I can fit you in for a short meeting this afternoon.
🇹🇷 Bu öğleden sonra kısa bir toplantı için sizi sıkıştırabilirim.
🇺🇸 Despite her busy schedule, she always finds time to fit in a morning run.
🇹🇷 Yoğun programına rağmen, her zaman sabah koşusu yapmak için zaman bulur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu