Fall out

Fall out with
tr Bir ilişkiyi sona erdiren tartışma veya anlaşmazlık yaşamak
tr Tartışmak
tr Kavga etmek

🇺🇸 They fell out over a minor misunderstanding.
🇹🇷 Küçük bir yanlış anlama yüzünden kavga ettiler.
🇺🇸 It’s common for siblings to fall out with each other from time to time.
🇹🇷 Kardeşlerin zaman zaman birbirleriyle kavga etmesi yaygındır.

Fall out ↔️ something
tr Dökülmek (Saç, diş vb.)

🇺🇸 After the treatment, he noticed his hair starting to fall out.
🇹🇷 Tedaviden sonra saçlarının dökülmeye başladığını fark etti.
🇺🇸 It’s normal for baby teeth to fall out as children grow.
🇹🇷 Çocuklar büyüdükçe süt dişlerinin dökülmesi normaldir.

Fall out with
tr Askerlerin sıra veya dizilimden çıkıp farklı yerlere dağılması

🇺🇸 After the parade, the soldiers were ordered to fall out and rest.
🇹🇷 Geçit töreninden sonra askerlere dizilimden ayrılıp dinlenmeleri emredildi.
🇺🇸 “Fall out, men!” shouted the sergeant-major.
🇹🇷 “Dağılın!” diye bağırdı başçavuş.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu