Come from

Come from someone/something
tr Bir kişinin doğduğu veya gençlik yıllarını geçirdiği yer
tr Aslen … olmak
tr … den/dan olmak
tr … den/dan gelmek

🇺🇸 She comes from a small town in the Midwest.
🇹🇷 Orta Batı’daki küçük bir kasabadan geliyor.
🇺🇸 Although I live in New York now, I originally come from Brazil.
🇹🇷 Şu anda New York’ta yaşıyor olsam da aslen Brezilya’dan gelmek.

Come from someone/something
tr Bir şeyin bir yerden, nesneden veya kişiden elde edilmesi veya orada başlaması
tr … den/dan gelmek
tr … meşhur olması
tr … ile ünlü olması

🇺🇸 The finest silk comes from a specific type of caterpillar.
🇹🇷 En iyi ipek belirli bir tırtıl türünden gelir.
🇺🇸 This type of cheese comes from a region in France.
🇹🇷 Bu peynir türü Fransa’daki bir bölgeden gelmektedir.

Coming from him/her/you etc
tr Birinin bir başkasını bir şey yaptığı için eleştirmemesi gerektiğini çünkü o kişinin de aynı şeyi yaptığını belirtmek
tr Sen önce kendine bi bak!

🇺🇸 You’re calling me lazy? That’s funny coming from you, who never helps around the house.
🇹🇷 Bana tembel mi diyorsun? Bunu ev işlerine hiç yardım etmeyen senden duymak çok komik.
🇺🇸 You think I’m too stupid? That’s rich coming from you!
🇹🇷 Çok aptal olduğumu mu düşünüyorsun? Sen önce kendine bir bak!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu