Come across

Come across someone/something
tr Birisini veya bir şeyi şans eseri karşılaşmak veya bulmak
tr Rast gelmek
tr Denk gelmek
tr Rastlamak

🇺🇸 Walking through the old town, I came across a charming little bookstore.
🇹🇷 Eski şehirde yürürken küçük, şirin bir kitapçıya rastladım.
🇺🇸 In my research, I came across an interesting article on the subject.
🇹🇷 Araştırmam sırasında konuyla ilgili ilginç bir makaleye denk geldim.

Come across
tr Bir fikir veya düşünceyi insanların kolayca anlayacağı bir şekilde ifade etmek
tr Anlaşılır kılmak
tr Çok net ifade etmek

🇺🇸 He explained the concept in such a way that it came across very clearly.
🇹🇷 Kavramı öyle bir şekilde açıkladı ki, çok net bir şekilde anlaşıldı.
🇺🇸 Your point really came across at the meeting.
🇹🇷 Toplantıda anlatmak istediklerinizi gerçekten çok net ifade ettiniz.

Come across
tr Birinin belirli niteliklere sahip gibi görünmesi veya algılanması
tr İzlenimini bırakmak

🇺🇸 In the meeting, she came across as confident and well-prepared.
🇹🇷 Toplantıda, kendinden emin ve iyi hazırlanmış gibi göründü.
🇺🇸 Despite his nerves, he came across as quite charming in the interview.
🇹🇷 Sinirlerine rağmen, mülakatta oldukça çekici bir izlenim bıraktı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu