Catch up with

Catch up with someone
tr Yasa önünde hesap vermek
tr Tutuklamak

🇺🇸 After years on the run, the fugitive was finally caught up with by the police.
🇹🇷 Kaçak, yıllar sonra polis tarafından yakalandı ve hesap verdi.
🇺🇸 It took five years for the law to catch up with the Dalton’s.
🇹🇷 Yasaların Dalton’ları yakalaması beş yıl sürdü.

Catch up with someone
tr Yakalamak
tr Yetişmek

🇺🇸 Pressure grew for salaries to catch up with inflation.
🇹🇷 Maaşların enflasyonu yakalaması için baskılar arttı.
🇺🇸 John caught up with her before she got into the car.
🇹🇷 Arabaya binmeden önce John ona yetişti.

Catch up with someone
tr Geçmişte yapılan kötü şeylerin kişiyi sonunda bulup etkilemesi
tr Geçmişteki kötü şeylerin kişinin yakasını bırakmaması
tr Yakasına yapışmak
tr Yakasına yapışıp bırakmamak

🇺🇸 He had been evading taxes for years, but eventually, his actions caught up with him.
🇹🇷 Yıllardır vergi kaçırıyordu ama sonunda yaptıkları yakasına yapıştı.
🇺🇸 At the end of the movie his murky past catches up with him.
🇹🇷 Filmin sonunda karanlık geçmişi onu yakalar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu