Blow away

Blow away someone/something
tr Bir şeyi rüzgarın etkisiyle uçurmak veya savurmak

🇺🇸 The strong wind blew away the napkins on the picnic table.
🇹🇷 Güçlü rüzgar, piknik masasındaki peçeteleri uçurdu.
🇺🇸 Leaves were blown away by the autumn breeze.
🇹🇷 Yapraklar sonbahar esintisiyle uçup gitti.

Blow away someone/something
tr Rakibi kolayca veya büyük bir farkla yenmek
tr Mağlup etmek
tr Alt etmek
tr Yenmek
tr Devirmek

🇺🇸 GS blew away their opponents with a score of 5-0.
🇹🇷 GS, rakibini 5-0’lık skorla mağlup etti.
🇺🇸 In the chess tournament, Magnus Carlsen blew away his challenger in just 20 moves.
🇹🇷 Satranç turnuvasında Magnus Carlsen rakibini sadece 20 hamlede devirdi.

Blow away someone
tr Çok etkilemek
tr Hayran bırakmak
tr Aklını başından almak
tr Çok hoşuna gitmek
tr Şaşırtıcı şekilde iyi olmak

🇺🇸 Her performance really blew the audience away.
🇹🇷 Performansı gerçekten seyirciyi hayran bıraktı.
🇺🇸 Her eloquent speech blew everyone away at the conference.
🇹🇷 Konferansta yaptığı etkileyici konuşma herkesin çok hoşuna gitti.

Blow away someone
tr Ortadan kaldırmak
tr Öldürmek
tr Silahla vurarak öldürmek
tr İndirmek

🇺🇸 The spy had to blow away the enemy agent in self-defense.
🇹🇷 Casus kendini savunmak için düşman ajanını öldürmek zorundaydı.
🇺🇸 The drug dealer tried to blow away his rivals.
🇹🇷 Uyuşturucu satıcısı rakiplerini ortadan kaldırmaya çalıştı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu