Beat up

Beat up ↔️ someone
tr Birisini fiziksel olarak dövmek veya şiddet uygulamak

🇺🇸 He learned self-defense after someone tried to beat him up.
🇹🇷 Birisi onu dövmeye çalıştıktan sonra kendini savunmayı öğrendi.
🇺🇸 They threatened to beat him up if he didn’t comply.
🇹🇷 Eğer itaat etmezse onu dövmekle tehdit ettiler.

Beat yourself up
tr Kendini hırpalamak
tr Kişinin kendisini suçlaması
tr Bir şey için kendini çok fazla suçlamak

🇺🇸 If you do your best and you lose, you don’t beat yourself up about it.
🇹🇷 Elinden gelenin en iyisini yapıp kaybedersen, bunun için kendini hırpalama.
🇺🇸 Look, there’s no need to beat yourself up over this.
🇹🇷 Bak, bunun için kendini hırpalamaya gerek yok.

Beat up
tr Eski
tr Yıpranmış
tr Kötü durumda
tr Sıkça kullanımdan veya yıpranmadan dolayı bozulmuş veya hasar görmüş

🇺🇸 He drove an old beat-up truck that barely worked.
🇹🇷 Zar zor çalışan eski ve yıpranmış bir kamyonet sürüyordu.
🇺🇸 The book was beat-up but still readable.
🇹🇷 Kitap eski ve yıpranmıştı ama hala okunabiliyordu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu